Cumhuriyet’in Basması: Sümerbank

Atatürk, 9 Ekim 1937'de Nazilli Basma Fabrikası'nın açılışında Celâl Bayar ve İsmet İnönü ile
Atatürk, 9 Ekim 1937'de Nazilli Basma Fabrikası'nın açılışında. Fotoğraf: Fotoğraflarla Atatürk arşivi (MEB) / Wikimedia Commons, kamu malı.

Bazı markalar bir ürünle değil, bir ülkenin hayaliyle doğar. Perşembe günü Cumhuriyet 103 yaşına giriyor ve ben bu hafta o hayalin belki de en çok giyilen markasını anlatmak istedim. Bir kumaş topuna sarılmış koca bir dönemi, yani Sümerbank’ı.

Hikâye 3 Haziran 1933’te Ankara’da, Meclis’ten çıkan bir kanunla başlıyor. 11 Temmuz’da kapılarını açan kurumun adını Atatürk koymuş, ilk genel müdürlüğe ise Nurullah Esat Sümer getiriliyor. Amaç sade ama bir o kadar da iddialı: ülke kendi pamuğunu kendi fabrikasında işlesin, kendi kumaşını giysin.

*****

Bir yıl sonra ilk Sümerbank mağazaları açılıyor ve Kayseri ile Ereğli’den sonra sıra Ege’ye geliyor. 9 Ekim 1937’de Nazilli Basma Fabrikası’nın açılışına Atatürk de katılıyor. Şevket Süreyya Aydemir’in aktardığına göre, makinelerin sesini duyunca bunun bir musiki olduğunu söylüyor. Fabrika kasabaya yalnızca iş değil, aynı zamanda ilk sinemasını ve tiyatrosunu da getiriyor. Nazilli’nin elektriği bile fabrikanın santralinden geliyor.

İzmir’in payına da kendi basma fabrikası düşüyor; 1947’de ham bez dokumaya başlayan tesis 1953’te resmen açılıyor. Sümerbank basması kısa sürede Anadolu’nun dört bir yanındaki evlere giriyor. Kadınlar dergilerde gördükleri modelleri bu kumaşlarla kendi dikiş makinelerinde dikiyor. Böylece moda, seçkin terzilerin vitrininden mahallenin oturma odasına iniyor.

Markanın simgesi de en az kumaşı kadar tanıdık: anahtar biçiminde iki harf, SB. İşaret 9 Temmuz 1943’te tescil ediliyor ama onu kimin çizdiği 1966’da bile bilinmiyor. Sümerbank’ın kendi dergisi bunu açık yüreklilikle yazıyor. Bir ülkenin dolabını açan anahtarın ustası, daha o yıllarda isimsiz kalmış.

*****

Sonrası pek çoğumuzun hatırladığı bir hikâye. 1987’de özelleştirme kararı çıkıyor ve kurum önce Sümerbank Holding oluyor. 1993’te bankacılık ayrılınca adı Sümer Holding’e dönüşüyor. Nazilli’nin tezgâhları 2002’de susuyor. Tuhaf bir tesadüf ki aynı yıl Dünya Güzeli seçilen Azra Akın’ın elbisesinin de Nazilli basmasından dikildiği anlatılır. Ertesi yıl fabrika bütün yapılarıyla üniversiteye devrediliyor. Ankara Ulus’taki tarihi mağaza ise 2007’nin ocak ayında kapanıyor.

Bugün Sümer Holding, Özelleştirme İdaresi’nin çatısı altında duruyor; Merinos gibi markaları da tek tek satıldı. Ama bir şeyi satmak mümkün değil: hafızayı. Beykoz Kundura bu yaz Sümerbank’ın 93. yaşı için bir program hazırladı. Çocuklar için Sümerbank basmasından oyuncak dikme atölyeleri vardı, eski fabrika işçileri için de bir buluşma.

Sümerbank deyince benim aklıma önce okul önlüklerimiz gelir. Sonra annemin kumaş alıp evde bize diktiği çiçekli elbiseler. Kardeşimle ikimize aynı model, aynı çiçekli kumaştan dikerdi. Evde dikiş diken o kadınlardan biri de annemdi. Peki sizin sandığınızda hâlâ bir Sümerbank basması duruyor mu?

Cumhuriyetimizin 103. yaşı kutlu olsun. Bir ülkeye kendi kumaşını dokumayı öğreten Sümerbank’a ve isimsiz ustalarına saygıyla.

Kaynak: Sümer Holding resmi tarihçesi; Atatürk Ansiklopedisi (Sümerbank ve Nazilli Basma Fabrikası maddeleri); Nahit Katlan, “Sümerbank Tanıtma İşaretleri”, Sümerbank Aylık Endüstri ve Kültür Dergisi (1966), Beykoz Kundura arşivi.


Marka Hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın